Daha Güzel Göğüsler İçin ActiBreast


14/10/2008 ·

> Göğüs büyüklüğünüzden memnun musunuz?
> Daha diri ve dolgun göğüsler mi arzuluyorsunuz?
> Bir göğsünüz diğerinden küçük mü?
> Hamilelikten sonra göğüsleriniz mi gevşedi?



ActiBreast Göğüs Büyütme ve Dolgunlaştırmaya yardımcı Krem

  
> Aktif maddenin testlerinde klinik çalışmalarda 30 denek üzerinde, 56 günde %8,4 e varan büyüme sağlamıştır.
> Aktif maddenin Patch-test, HET CAM, RIPT, Ames testleri UNISIS (European Organization Of Cosmetic Ingredients Industries And Services) tarafından yapılmıştır.
> T.C. Sağlık Bakanlığı'nın 24.03.2005 tarih ve 5324 sayılı kozmetik yönetmeliğine göre üretilmiştir.



ActiBreast'in etkisini siz de görmek istiyorsanız ürünümüzü denemekte geç kalmayın.


LIPOFILLING NEDİR?

Yağ dolgusu (lipofilling), vücutta hacim kazandırılmak istenen bölgelere yağ takviyesini amaçlayan bir cerrahi tekniktir.

ActiBreast lipofilling benzeri etki gösterir.

PEKİ YA SARKMIŞ GÖĞÜSLER?

ActiBreast göğüsleri sadece büyütmüyor. Lipofilling etkisiyle, göğüslerde toplanan yağ miktarını artırarak, sarkmış ve gevşek göğüslere dolgunluk da kazandırmaya da yardımcı oluyor.

Özellikle kilo alıp verme ve hamilelik sonrası göğüsleriniz sarktıysa, ActiBreast' i deneyin.
BU YÖNTEM GERÇEKTEN ETKİLİ Mİ?

ActiBreast gerçekten göğüs büyütmede bir devrim açıyor. Bilimsel bir yöntemle göğüslerin büyümesine ve dolgunlaşmasına yardımcı oluyor. Sadece göğüsler için değil! ActiBreast, kalçalar ve bacaklar gibi vücudun dolgunluk istenen her bölgesinde kullanılabilir. Detaylı bilgilere Bu sayfadan sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Kozmetik ürünlerin etkisinin, vücut yapısına ve kullanıma göre kişiden kişiye farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.
ACTIBREAST FİTOÖSTROJEN İÇERİYOR MU?

ActiBreast fitoöstrojen içermez.


*ActiBreast kozmetik üründür. İlaç değildir. Cerrahi yöntemlere alternatif değildir.


Daha fazla bilgi için Tıklayınız

Actibreast Nasıl Etkiliyor


14/10/2008 ·



http://www.actibreast.org/
Yağ dolgusu (lipofilling), vücutta hacim kazandırılmak istenen bölgelere yağ takviyesini amaçlayan bir cerrahi tekniktir.

Cerrahi yöntemlere başvurmadan lipofilling elde etmek mümkün mü?
Ürünümüz Actibreast, özel geliştirilmiş formülü ile cerrahi yöntemlere gerek kalmadan lipofilling etkisi gösterir.

Yağ dokusunun göğüs büyüklüğündeki önemi

Göğüs dokusunun önemli kısmını yağ hücreleri ve süt bezleri oluşturur. Kilo alan kadınlarda göğüsler dolgunlaşır ve büyür. Vücut genelinde kilo almadan da sadece göğüslerde biriken yağ miktarını artırmak göğüs hacminde büyümeyi sağlar.














Patentli aktif maddenin yağ hücreleri üzerindeki etkileri bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Hiçbir hormonal etki göstermeyen bu fitosterol:
- Yağ hücrelerinin (adiposit) çoğalmasını ve farklılaşmasını tetikler.
- Yağın depolanmasını sağlar.
- Yağ dokusundaki adipositlerin (yağ hücrelerinin) hacmini arttırır.
- Göğüsler, kalça, yanak ve ellere uygulanabilir.













DNA dizisi tarafından açığa çıkarılmış etki mekanizması:

Yağ hücresi (adiposit) ayrımlaşması:

1- MAX bağlayıcı proteinin stimülasyonu ve PPAR yolu.

Yağ depolama:
2- Yağ asiti zinciri ve yağ damlacığı oluşumundan sorumlu adipofilin proteininin stimülasyonu.
3- SLC2A5/GLUT5'in stimülasyonu, fruktozun yağ hücresi içine taşınmasına neden olur.



Aktif Maddenin özellikleri:

İşlev: Kozmetik lipofilling (yağ dolgusu) benzeri bir etkiyle local olarak uygulandığı bölgede vücut hacmini arttırır.

Tanım: Aktif madde yağda çözünebilir bir madde içinde tropikal bir bitki kökünden elde edilir. Koruyucu madde içermez.

Özellikler: Yağ hücreleri' nin ayrımlaşmasına, çoğalmasına ve yağ dokusunda adiposit artışıyla yağ depolanmasının artmasını sağlar.

Aktif maddenin etki mekanizması DNA-array (dizi) tekniğiyle aydınlatılmıştır. Ayrımlaşma yolaklarını aktive eder (PPAR,COPS3, COPS5); glukoz-fruktoz yolağı yoluyla yağların birleşmesini uyarır (adipophilin, SLC2A5, GLUT5) ve ekstraselüler matriks arasında yağ dokusu ortamını güçlendirir (LOX, ECM2).

* Hormonal aktivite içermeyen bir fitosteroldür.


- Preadiposit ayrımlaşmasını (ayrımlaşma işaretleyicisi G3PDH etkinliğinin ölçümü ile) % 201
- Adiposit çoğalmasını % 32
- Yağ depolanmasını % 641
- Yağ hücrelerinin (adiposit) hacimlerini X 22 kat ARTTIRIR


Aktif madde ile 28 günde yağ hücrelerindeki artışı gösteren deney sonuçları

 



REFERANSLAR

GREGOIRE FM, SMAS CM and SUL HS, 1998
Understanding Adipocyte differentiation
Physiological Reviews, 78 (3), p 783-809

ROSEN ED, WALKEY CJ, PUIGSERVER P, and SPIEGELMAN BM, 2000
Transcriptional regulation of adipogenesis
Genes & Development, 14 p1293-1307
Eur J Pharmacol. 2000 May 26; 397(1):187-95.

SHI H, HALVORSEN YD, ELLIS PN, WILKISON WO, and ZEMEL MB, 2000
Role of intracellular calcium in human adipocyte differentiation
Physiological genomics, 3, p75-82.

Daha Fazla Bilgi için Tıklayınız

Kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nedir?


30/6/2008 · Kategori: Genel Saglik Bilgileri

Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA),keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.


Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?

Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekillidir. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Kimler Risk Altındadır?

Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar

Veterinerler

Kasaplar

Mezbaha çalışanları

Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.

Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.


Henüz ergin olmamış Hylomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin kene olduğunda da hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.

Kuluçka Süresi Ne Kadardır?

Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.

Belirtileri Nelerdir?
Ateş

Kırıklık

Baş ağrısı

Halsizlik

Kanama pıhtılaşma mekanizmalarının

bozulması sonucu;

- Yüz ve göğüste kırmızı döküntüler

ve gözlerde kızarıklık,

- Gövde, kol ve bacaklarda morluklar

- Burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülür

- Ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile

olmaktadır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tanısı Nasıl Konulur?

Kanda virüse karşı oluşan antikorların taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nasıl Kontrol Edilir ve Nasıl Korunulur?


Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.

1. İnsanlar kenelerden uzak tutulabilir ise bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.

2. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, bu gibi alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir.

3. Bu alanlara av yada görev gereği gidenlerin lastik çizme giymeleri, pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları,

4. Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.

5. Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.)

6. Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.

7. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır.


8. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur.


9. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tedavisi Nedir?

Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya destek tedavisi yapılmalıdır

Yazının Devamı için tıklayınız

Ağızda Çıkan yaralar behçet olabilir dikkat


30/6/2008 ·

Ağzınızda çıkan yaralar behçet hastalığının habericisi olabilir.
• Ağzınızda senede 3’ ten fazla aft çıkıyorsa,

• Cinsel bölgenizde yaralar oluşuyorsa,

• Vücudunuzda sivilce benzeri lezyonlar, bacaklarınızda ağrılı kızarık şişlikler görülüyorsa;

anlamlandıramadığınız bu şikayetler Behçet hastalığına işaret ediyor olabilir.

Tüm dünyada Türkçe olarak anılan tek hastalık olan Behçet hastalığı ilk olarak basit belirtilerle kendini gösterse de vücutta tüm sistemleri olumsuz etkileyerek ölümcül sonuçlara neden olabilir. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın ,“ Ağız yaraları ve Behçet hastalığı ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

BEHÇET HASTALIĞI NASIL BİR HASTALIKTIR?

Behçet Hastalığı, başlangıç aşamasında ağız içi ve cinsel bölgede yaralarla ortaya çıkan ;ancak bütün sistemleri tutabilen ve hastanın yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyebilen, hatta hastanın ölümüne neden olabilen bir hastalıktır. 1937 yılında bir cilt hastalıkları uzmanı olan Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.

BEHÇET HASTALIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?

Hastalığın tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte, otoimmün (bağışıklık sistemini ilgilendiren )bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi vücuttaki dokulara karşı savaşa geçer. Hastalığın gelişiminde bakteri ve virüs enfeksiyonlarının rolü olabileceği de düşünülmektedir. Genetik geçiş şekli tam olarak bilinmemekle birlikte, hastalığın ortaya çıkmasında kalıtımsal faktörlerinde rol oynadığı bilinmektedir.

AĞIZDA ÇIKAN YARALAR

Ağızda oluşan aftlar Behçet hastalarının hemen hepsinde vardır. Bu belirti, hastalığın diğer belirtileri ortaya çıkmadan yıllarca önce tek başına görülebilir. Yaralar; yanak içi, dil, dudaklar, yumuşak damakta tek ya da çok sayıda ortaya çıkabilir. Yaraların ortası kirli beyaz, etrafı kızarık ve ağrılıdır. Genellikle 7 ile 14 gün içinde iyileşirler. Bu ağız yaralarının en önemli özelliği, yıl içinde tekrar tekrar ortaya çıkmasıdır ancak; tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişir.

GENİTAL BÖLGEDE GÖRÜLEN YARALAR

Ağızdaki aftlara benzer şekilde genital bölgede de yaralar çıkabilir.

DİĞER DERİ BELİRTİLERİ

• Ağız ve genital bölgede görülen aftlar dışında deride görülen belirtiler, hastalığın başlangıcında veya seyri esnasında sık görülür.

Genelde bacakların ön yüzünde 1-5 santimetre çapında, kırmızı ve ağrılı sertlikler görülür. Bunlar nadiren gövdede düzensiz ve dağınık olarak ortaya çıkabilirler. Bu lezyonlar bir hafta-on gün içinde, yara haline dönmeden, çoğunlukla yerlerinde hafif bir leke bırakarak iyileşirler.

• Sivilce benzeri belirtiler, sırt, yüz, göğüs, kasıklar, kalçalar, cinsel bölge, kol ve bacaklarda ortaya çıkan, mikropsuz; ancak iltihaplı görünümde lezyonlardır. Görünüm açısından sivilceden farklı değildirler. Bu nedenle hastalığın diğer belirtileri ile birlikte değerlendirmek bir anlam taşır.

• Vücudun genellikle; koltuk altı, meme, ayak parmak araları ve cinsel bölge haricinde, ağız içindeki aftlara benzeyen yaralar görülebilir. Bunlar diğer belirtilere göre daha az ortaya çıkar.

BEHÇET HASTALIĞI DERİ DIŞINDA HANGİ ORGANLARI TUTAR?

Behçet Hastalığı Tüm organ sistemlerini tutabilen ve ciddi sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır.

GÖZ TUTULUMU:

Bu, hastalığın en ciddi tablolarından biridir. Tutulum genellikle iki taraflıdır. Gözler hastalığın başlangıcından sonraki ilk 3 yıl içinde tutulabilir. Bu tutulum alevlenmelerle giden, tekrarlayıcı bir seyir gösterir. Gözün hem ön hem arka kamaraları tutulur. Her alevlenmeden sonra, giderek körlüğe neden olacak bazı yapısal hasarlar oluşturabilir.

EKLEM TUTULUMU:

Genellikle, ayak bileği, diz, el bileği ve dirsek eklemleri etkilenir. Monoartiküler (tek eklem tutulumu ) ya da oligoartiküler (4 ya da daha az eklem tutulumu) gözlenir. Bu iltihap genellikle birkaç hafta sürer ve eklemde hasar bırakmadan düzelir.

NÖROLOJİK TUTULUM:

Sara nöbetleri, artmış kafa içi basıncıyla ilişkili baş ağrısı ve beyin bulguları karakteristiktir. En ağır biçimi, erkeklerde görülür. Bazı hastalar, psikiyatrik problemler geliştirebilir.

GASTROİNTESTİNAL TUTULUM:

Mide- bağırsak sisteminde de ülserler (yaralar) görülebilir.

HASTALIĞIN TANISI

Behçet hastalığı bir vaskülittir yani bir damar duvarı iltihabıdır. En önemli ve diğer belirtiler henüz ortaya çıkmadan kendini gösteren ilk bulgu: ağızda tekrar eden yaralardır(aftlar)

Behçet hastalığında bütün bulgular bir arada olmadığında tanı koymak zor olabilir. Eğer hastada ağızda, cinsel bölgede, göz ve deride bulgular varsa tanı kolaylaşır.

HASTALIĞIN TANISI AŞAĞIDAKİ KRİTERLERE GÖRE KONULUR:

Yılda en az 3 kez ağızda tekrar eden aft ile birlikte aşağıdaki kriterlerden iki veya daha fazlasının bulunması:

Cinsel bölgede yaralar
Göz tutulumu (Üveit ve retinada hasar)
Deri bulguları
Pozitif paterji testi (Behçet hastalığını tanımak için yapılan bir test)

PATERJİ(DERİNİN ÖZGÜN OLMAYAN REAKSİYONU) DERİNİN AŞIRI DUYARLILIĞINI ORTAYA KOYAN BİR TESTTİR.

Paterji testi, hastanın önkol derisine steril bir iğne batırılarak yapılır. Reaksiyon 24 saatte belirginleşip 48 saatte maksimum seviyeye ulaşır. Önce kırmızı 1-2 milimetrelik bir kabarıklık iken steril cerahatli sivilce haline de dönebilir. Paterji testinin pozitif olması Behçet hastalarında pozitif tanı kriteri olarak kabul edilir.

TEDAVİSİ

Tedavinin seçimi hastanın klinik belirtilerine bağlıdır. Alevlenmeler ve düzelmelerle seyreden bu hastalık zaman içinde belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu devreler gösterebilir. Tedavi lokal(haricen) ve sistemik olmak üzere iki kısımdan oluşur. Lokal tedavi deri, ağız içi ve cinsel bölge belirtilerinde uygulanır. Sistemik tedavi ise organ tutulumlarında kullanılır.

Behçet hastalığı bütün organları tutabilen bir hastalık olduğu ve sonuçları tutulan sisteme bağlı olarak (Örneğin göz tutulumu körlük ile sonuçlanabilir) hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemesinin yanı sıra hastanın ölümüne dahi neden olabilir. Bu nedenle hastalığın erken tanı ve tedavisi çok önemlidir. Hastalık tekrarlayıcı olması sebebiyle bir uzman tarafından düzenli takip gerektirir.


yazının devamı için tıklayınız

Baş Ağrılarını Nefes Egzersizleri ile Hafifletin


30/6/2008 · Kategori: Genel Saglik Bilgileri

Baş Ağrılarını Nefes Egzersizleri İle Hafifletin
Baş ağrılarının önemli bir kısmını gerilim tipi baş ağrıları oluşturmaktadır. Gerilim baş ağrılarının tüm baş ağrılarına oranı yüzde 70`in üzerindedir ve bu oran giderek artmaktadır. Kas kasılmalarına bağlı olarak ortaya çıkan gerilim tipi baş ağrılarında çok farklı etkenler rol oynar. Gerilim tipi baş ağrısı genellikle boyun bölgesinden başlayarak ve başa doğru yükselerek, sıkıştırıcı bir ağrı şeklinde seyreder. Bu belirtiyle beraber başta yanma hissi, keçeleşme, dokunma karşısında hassasiyet gibi bulgular ortaya çıkabilir.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ağrı Uzmanı Prof.Dr. Ayşen Yücel, gerilim tipi baş ağrılarını ve nefes egzersizleriyle giderilmesinin yollarını anlattı.

Gerilim tipi baş ağrıları, perikranyal kas bozukluğu ile birlikte olan ve olmayan diye iki alt gruba ayrılır. Bir takım etkenler perikranyal kaslar dediğimiz, kafamıza yapışan bu kasların etkilenmesine neden olur. Bu kaslar muayene sırasında ya da özel cihazlarla saptanabilmektedir. Aslında gerilim tipi baş ağrılarının kendi içinde de tipleri vardır. Kronik gerilim baş ağrısında hasta, ensesinden kafasına doğru ilerleyen ağrıyı her gün yaşar. Akşamüstü saatlerinde ağrı artan bir şekilde hissedilir.

Bunun yanında epizodik gerilim baş ağrıları vardır ki, ataklarla gelen bu ağrılar migrenle en çok karıştırılan ağrı grubunu oluşturur. Bu hastaların büyük çoğunluğu migren tanısı alıp migren tedavisi görebilmektedir ve çoğu da “Günlük müzmin baş ağrısı” dediğimiz ağrı tipine dönmeye müsaittir. Baş ağrısı kliniklerine başvuranların büyük bir kısmını “günlük süreğen baş ağrısı” dediğimiz tipte ağrı çekenler oluşturmaktadır.

Bu hastalarda baş ağrısının günlük hale gelmesinin en önemli nedeninin ağrı kesicilerin aşırı kullanımı olduğu düşünülmektedir. Ağrı kesici alınmadığında baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu baş ağrısı tipine analjezik (ağrı kesici) çekilme baş ağrısı da denilmektedir. Bu tip ağrı çeken hastalar sabah uyanır uyanmaz ağrıyı fark eder. Ağrıyla birlikte bulantı, yorgunluk, uyku bozuklukları, hafıza ve konsantrasyon bozukluğu da görülebilmektedir.

Yanlış tedavi ağrıyı kronikleştirebilir

Hem gerilim, hem de migren türü baş ağrıları bir süre sonra kronik ağrılara dönüşebilir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de yanlış tedavilerdir. Çok ağrılı hastalar, zamanla bilinçsiz şekilde ağrı kesici miktarını artırırlar. Bir süre sonra ağrı kesicilerin yarattığı baş ağrıları ortaya çıkar. Bazen migren hastalarında, ağrı beklentisinin yarattığı gerilim de, gerilim tipi ağrının oluşmasına neden olabilir. Ağrı, hastanın psikolojisini ve günlük yaşantısını olumsuz etkilemesi nedeniyle mutlaka tedavi gerektiriyor.

Baş ağrılarının bir kısmının nedeni ise boyundur. Boyun kaynaklı baş ağrıları, servikojenik (boyun kaynaklı) terimiyle ifade edilir. Servikojenik baş ağrıları, boyun ve kafa arasında yer alan sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş ağrısı şeklinde belirti vermesi ile ortaya çıkar.. Genelde tek taraflı görülen ağrılar, boyundaki bozuklukların yerine ve derecesine göre her iki tarafta da ortaya çıkabilir. Ağrının şiddeti ve süresi hastadan hastaya değişir. Ağrı genellikle boyundan başlar, zonklayıcı ve batıcı olmayan bir karakterde seyreder. Bu saydığımız baş ağrısı tiplerinde kas kasılmasının yanı sıra endişe ve stresle mücadelede de gevşeme egzersizleri faydalı olur. Hastalara ilaç tedavisi, bazı enjeksiyonlar, akupunktur uygulamalarının yanı sıra gevşeme egzersizleri de diğer tedavileri tamamlayıcı olarak önerilir.

Gevşeme egzersizleri ile var olan ağrıları nasıl azaltıyor?

Gevşeme egzersizleri. gerek ağrının oluşturduğu stres ve endişe ile mücadeleyi sağlayarak, gerekse ağrıya neden olan kas kasılmasını kişinin kendi iradesi ile ortadan kaldırması ile etkili olmaktadır.

Egzersizlerin her gün, gün sonunda yapılması önerildiği gibi, özellikle gerilim tipi baş ağrıları ya da kas kasılması ağrıları olan kişilerde, ağrının başlayacağını hissetttikleri anda bu egzersizlerin yapılması önerilmektedir. Öyleki, ofiste otururken, akşam eve gelince, gece yatmadan önce ve hatta sıkışık trafikte araba kullanırkan bile yapılabilir.

Kaygı, endişe ve stresle mücadelede kullanılan doğal tekniklerden bir tanesi olan gevşeme egzersizleri, kişinin kendi kaslarını kendi kontrolü altında tutması ana fikrinden hareketle yapıldığı için sadece stresle mücadelede değil, özellikle kas kasılması kökenli sırt ve bal ağrılarının yanı sıra baş ağrılarında da çok etkili olmaktadır.

Gevşeme egzersizleri nasıl yapılıyor?

Bu çalışmada amaç vücudumuzdaki kas gruplarının kasılmasını, sonrada gevşetilmesini içeriyor. Gevşeme egzersizlerini genel olarak loş ışıklı, sakin bir odada mümkünse uzanarak yapmak daha doğru bir yaklaşım. Bazen uzanarak egzersiz yapmak uyuma gereksinimi yaratabilir, bu durumda da rahat bir koltukta oturarak yapılması önerilir. Müzik, yapılacak egzersize katkıda bulunabilir. Uygulama sırasında bedeni sıkan kemer, ayakkabı ve dar elbiselerin çıkarılması ve rahat bir kıyafet giyilmiş olması gerekiyor. Bu egzersizlerin günde en az bir kez yapılması ile alışkanlık kazanılarak çok farklı ortamlarda da yapılması mümkün.
Örnek bir egzersiz verelim:

Gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve verin. İki elinizi iyice sıkın. Ellerinizin gerginliğini hissedin. İsterseniz 5’e kadar sayabilirsiniz. Sonra gevşetin. Ellerinizin ne kadar gevşediğini hissedin. Yavaşça derin bir nefes alıp nefesinizi tutun ve bırakın. Yumruklarınızla birlikte kollarınızı iyice sıkın. Ellerinizdeki ve kollarınızdaki gerginliği hissedin. Sonra gevşetin. Ne kadar gevşediğinizi hissedin. Yavaşça derin bir nefes alıp nefesinizi tutun ve bırakın. Omuzlarınızı yukarı doğru kaldırmaya çalışın ve sıkın. Sonra yavaşca gevşetin. Omuzlarınızdaki gevşemeyi hissedin. Yavaşça derin bir nefes alıp nefesinizi tutun ve bırakın. Başınızı çeneniz göğsünüze değecek şekilde öne doğru bükün ve boynunuzdaki gerilmeyi hissedin. Sonra gevşetin ve gevşemeyi hissedin.
Egzersizin devamında aynı uygulamar ayaktan başlayarak bacaklara, kalçaya, bel ve sırta doğru yapılarak, egzersiz sonunda tüm kasların kasılıp gevşetilmesi ile sonlandırılır. Egzersizin tümü yapılabileceği gibi seçici olarak da uygulanabilir.
Yazının Devamı ve Orginal Kaynağı

« Önceki ::